Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Tarihi Pazar Yerleri

  • Tarihi Pazar Yerleri

    Kayı Pazarı ve Camii 

    Çal ilçesine bağlı Süller Kasabası yolu üzerinde Şapcılar Köyü yakınlarında eski adıyla Kayı Pazarı olarak bilinen alanda bir minare vardır. Minarenin ait olduğu cami tamamen yok olmuştur. Kare bir kürsü üzerinde yükselen silindirik bir gövdeden oluşan minarenin, külah kısmı yıkılmıştır. Kürsü kısmı kaba yonu taşlarla, gövde ve yukarısı tuğla ile inşa edilmiştir.Kayı Pazarı adıyla bilinen bu mevki, çeşitli yerleşim birimlerine hizmet veren bir Pazar yeri niteliği taşımaktaydı. Kaymakçı Mustafa paşa’ya ait 1727-28 tarihli vakfiyeden, bu alanda han, hamam, iki cami ve çok sayıda dükkan bulunduğu anlaşılmaktadır. Kayı Pazarı Camii’nin minaresi, İzmir II nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan alınan izin çerçevesinde 2005 yılında Valiliğimizce restore edilmiştir  (Çakmak 1991). 

    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_1.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_2.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_3.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_4.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_5.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_6.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_7.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_8.jpg
    • cal_suller_kasabasi_kayi_pazari_camii_minaresi_9.jpg

    Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi (2008)  1/1,  Tuncer BAYKARA

    Özet

    KAYI PAZARI

    Meşhur  Oğuz  boyu,  Osmanlıların  atalarının  içinden  çıktığı  "Kayı" adını taşıyan bu pazar, Kütahya sancağınınŞeyhlu 
    kazasında bulunmakta idi. Muhtemelen XIII.  yüzyılda  Selçuklu-Bizans  hududunu  teşkil  eden  Menderes nehrinin  geçit 
    yerinde  oluşmaya  başlayan  bu  pazar,  XIV.  yüzyıldan  sonra  etkinleşmiş  olmalıdır. XVI. yy tahrirlerinde adı orta 
    büyüklükteki bir pazar olarak geçmektedir. Günümüzde  bu  pazarın  yeri  Denizli  ilinin,  Çal ilçesinin  10  km  kadar  
    doğusunda, sadece minaresiyle belli olmaktadır.

    Kayı  pazarı,  XVII-XVIII  yüzyıllarda  gittikçe  gelişmiş,  pazar  yerine  yeni yapılar  inşa  edilmiş,  bunlar  için 
    vakıflar  tesis  edilmiştir.  XIX.  yy sonlarında  ise, Kayı adı, kavram etkinliğini giderdiğinden olsa  gerek, kaynaklara,
    mesela salnamelere Kayı pazarı adıyla geçecektir. Nasıl ki Fethiye'deki Kayı köyünün adı da Kaya köyü olmuş idi.

    Kayı pazarı, XX. yüzyılın ilk yarısında Çal ilçe merkezi olan Demirciköy'e taşınmıştır(1920?).  Bununla  birlikte 
    pazartesileri  kurulan  pazarın  adı,  Kayı  Pazarı diye anılmaya 1940'lara devam etmiştir.

    Kayı Pazarı, ilkbakışta çarpıcı adı ile dikkati çekmekte, biraz tarih bilenler tarafından ilgi ile  karşılanmaktadır.
    Çünkü  bu  pazar, Osman- oğullarının  da içinden çıktığı Oğuzların namlı Kayı boyunun  adını taşımaktadır.

    Kayı  Pazarı  ismi,  XIX.  yüzyıl  kaynaklarına  nedense  Kaya-Pazarı olarak yansımıştır.  Aslında Kayı ismininanlamını  
    bilmeyenler,  bunun  olsa olsa  Kaya  olabileceğini  düşünmüş  olmalıdırlar.  Nitekim  Fethiye dolaylarında, bugün  eski  
    bir  Rum  köyü  olarak  bilinen  Kaya-köyü,  XVI. yüzyıl  kaynaklarında  açıkça  Kayı-köyü  olarak  yazılıp kaydedilmekte  idi. 
    Bizim  Kayı-Pazarı'na  gelince  gerçi  XVI.  yüzyıl  tahrir  kâtipleri  bu  pazarın ismini Katı-pazarokunabilecek 
    biçimde de yazmışlardı. Ancak buradaki iki noktanın sonradan konulmuş olması da muhtemeldir. Benzerbir Kayı//Katı farklılığı,  
    kendi  köyüm  olan  Yatağan'ın  dolaylarındaki  bir  yer  için  de  o dönem defterlerindegörülmektedir. Halk arasında Kayı 
    olarak devam eden bu isimlerin asıllarının  "Katı"  olmasına imkân ve ihtimal yokturdiyebiliriz. 

    Kayı Pazarı, bugün dahi etkinliğini devam ettiren hafta pazarlarının canlı bir örneği olarak 1920’lere kadar,yüzlerce yıl 
    varlığını devam ettirmiştir. Onun etkinliğine dair yakın ve uzak coğrafyadaki yansımalarına aşağıda ayrıcatemas edeceğiz.

     I. Yeri: 

    Kayı-Pazarı, günümüzde Denizli Vilayeti'nin Çal kazasında, Büyük Menderes'in  sağ  kıyısında,  Çal-Toprak  ile Baklan  
    ovası  arasında  ve  kuzey tarafındadır.  B. Menderes üzerindeki bir köprü başının sağ-doğu kıyısındadır. Menderes'in  
    sol  tarafı  ise  Çal-toprak veya Çökelez dağ sıralarıdır. Bu özelliği ile Kayı Pazarı, Denizli vilayeti içindekitarihî 
    köprü başı pazarlarının dikkati çeken bir örneğidir.

    Pazarın  kurulduğu  yerinin  coğrafyası,  XI-XIII  yüzyıllar  arasındaki yörenin  Türk  fetihleri  dönemine kadar 
    gidebilecek  özellikler içerebilmektedir. Çünkü kuzeydeki Uşak yöresi ile bağlantısı, ihtimal de olsa bazı  hükümler 
    çıkarmamıza  imkan  verecektir.  Çünkü  Uşak  yöresi  daha erken  bir  tarihte,  XII.  yüzyıl  ikinci  yarısında  
    Türk hâkimiyetine  geçmiş olmalıdır. Hatta erken Osmanlı döneminde dahi, Şeyhlü /Işıklı idari birimine bağlı  olan  
    geniş düzlük.  Selçuklu  hakimiyetine  geçtiği  sırada,  ovanın  batı kenarında, ve daha uzaklarda hala Bizans 
    idaresindeki yöreile ticari ilişkiler buradan tanzim edilmiş olmalıdır.

    XVI. yüzyıldaki Osmanlı kayıtlarına göre Kütahya Sancağının Şeyhlü  Kazası  olan  yöredeki  belli  başlı  pazarlar. 
    Şeyhlü/Işıklı,  Kavak  ve Kayı'dır Doğudan batıya uzanan bu pazarlardan son ikisi B.Menderes üzerindeki geçişleri
    sağlayan köprülerle de yakından ilişkilidir.

    Pazarın adının Kayı olması, bu yöredeki Türklerin çoğunluğu Kayı boyundan  olmaları  ile  alakalı  olabilir. 
    Çünkü  bu  yöredeki  boylar  arasında Kayı'ların  varlığı  ve  etkinliği  Faruk  Sümer'in  araştırmalarından  da 
    öğrenilebilmektedir.  Büyük  ve  kalabalık  bir  Kayı  yoğunluğu  muhakkak  ki pazarın böyle bir adla anılmasında etkiliolmuştur.

    Pazarın adı olan Kayı  isminin  ne  kadar geriye  gittiğine dair bilinenler sınırlıdır. En  erken olarak  
    XV.  yüzyılın ikinci  yarısını bilebiliyoruz. Ancak bu pazarla ilgili olarak yörenin muhtemelen fetih tarihi 
    olan XII yüzyıl sonlarından veXIII yüzyıldan herhangi bir kayıt bilmiyoruz. Bu zamana kadar çıkabilecek bir maddî 
    kalıntıya da şimdilik rastlayamadık. Fakat pazarın bu tarihlerde, XIII. yüzyıl ikinci yarısında oluştuğunu, kuvvetli 
    bir ihtimal olarak söyleyebiliriz.

    II. XV-XVI. Yüzyıl Kayıtları: 

    Kayı  Pazarı  hakkında  Osmanlı  tahrir  defterlerinde  dikkate  değer bilgiler  vardır.  Bununla  birlikte  
    isminin yazılışı,  Katı okunabilecek şekilde de  noktalanmış  gibidir.  Benzer  görüntü  Karaağaç  yöresindeki  
    bir  yayla isminde de  görülmekte  olup,  Kayı-yayla'yı,  mahalli  söylenişini  bilmeyen genç araştırıcılar 
    Katı Yayla diye okumuşlar idi.

    Kayı  pazarı  XVI.  yüzyılda oldukça  küçük hacimli  bir  pazar  olarak görülüyor. Şeyhlü pazarının ihtisabı 
    4.000akça iken, Kavak pazarınınki 400, Kayı  pazarınınki  ise  600  akçadır.  Her  üç  pazarının  ihzariyesi  
    ise  6.500 akçadır (T.  Baykara,  Selçuklular  ve  Beylikler  Çağında  Denizli,1070-1520, İstanbul  2007,  s. 260).  
    Anlaşılıyor  ki  o tarihlerde burası  düşük hacimli bir taşra pazarıdır.

    III. XVII-XIX. Yüzyıl Kayıtları:

    Kayı Pazarı, XVII. yüzyılda büyük bir gelişme göstermiştir. Anadolu Beylerbeyliğinin Kütahya sancağındaki bu önemli 
    pazara yeni yapılar eklenmiş, bunlar için de vakıflar tahsis edilmiştir.

    Katip Çelebi'nin eseri Cihannüma'da da bu pazardan şöyle söz edilir:

    "Menderese dökülen bir dere içinde hafta pazarı durur, Halı pazarı derler". Halı pazarı imlası Kayı-pazırı imlasını 
    andırmaktadır: Kayı/Kaya gibi. Bununla  birlikte,  buradaki  pazarda  etkin  halı-kilim  ticareti  sebebiyle  de 
    KatipÇelebi'ye bilgi veren birisi tarafından uygun görülmüş olabilir.

    23 CE 1140/6.01.1728 tarihli Kaymak Mustafa Paşa vakfında Kayı Pazarı ile ilgili dikkate değer bilgiler vardır.
    İlk defa Prof. Münir Aktepe'nin yayınladığı  (Vakıflar  Dergisi) bu  belgeyi  inceleyen  H.  Mustafa  Eravcı, 
    nedense  M. Aktepe'nin  adını  zikretmemiştir.  Vakfiye,  Mustafa  Paşa  Kayı Pazarı'ndan  şöyle bahseder: 
    "Kütahya  sancağındaÇal  kazasında Kayı Pazarı'ndaki vaki...bir han, hamam ve kurblerinde dekakin… arazi, bostan, 
    bağ, bahçe ve pazarınbac-ı pazarını" vakfının gelirleri arasında saymaktadır. Kayı Pazar'ında yeniden bir cami yaptırıp… 
    günde hatibine beş,vaize beş, imama beş,katiplere beş, câbiye beş, müezzine üç, kayyıma iki, ferraşa iki, 
    sıvacı(?)=siraciye bir, bevvababir akça tayin eyledi. 

    Baklan'daki  Dayılar  Çiftliğindeki  camiin  görevlilerine  imama  iki, müezzine bir akca verdi. Buradaki köprü,
    Baklan ovasından Kayı Pazarı'na kolaylıkla gidilmesini sağlıyordu. 

    Mustafa  Paşa,  bu  pazar  yerinde  bulunan  eski  camiin  (atik  cami) görevlilerini  de  unutmamış,  imam, 
    müezzin  ve  kayyımına  birer  akça  tayin etmiştir. 

    Bundan  çıkan  netice,  cami-i  atikde  cuma  namazı  kılınmamakta, fakat  Mustafa  Paşa'nın  yenilediği  
    camide cuma  namazı  da  kılınmaktadır. Böylece  Kayı  Pazarı  civarındaki  köylüler,  cuma  namazı  eda  
    etmek  için burayagelmekte idiler. 

    Kayı  Pazarı  XVIII.  yüzyılda  olduğu  gibi,  XIX  yüzyılda  yörenin namlı bir pazarıdır. Kaynaklar 
    (Aydın VilayetiSalnamesi) Menderes'e dökülen  Kurmal  çayı  vadisindeki  pazarı,  Kaya  Pazarı  ismiyle  
    ve  pazartesi günü kurulan birpazar olarak belirtirler.

    IV. Diğer Bilgiler: 

    Kayı  pazarı'nın  yakınlarında  hiçbir  yerleşim  yeri  yoktur.  Burası adeta boş bir alan gibi olup, 
    belirli bir saha üzerinde pazar tesisleri yapılmıştır.  Muhtemelen  öteki  pazarlarda  olduğu  gibi,  burada
      da  bir  cami, bir  hamam  ve  bir han  mevcud  bulunuyordu.  Nitekim  Mustafa  Paşa'nın Vakfiyesinde bu 
    husus, yani han, hamam ve dükkânlarınkendisi tarafından yaptırıldığı  belirtilmektedir.  Muhtemelen  
    Mustafa  Paşa,  artık  eskimiş  ve kullanılmaz hale gelenhan, hamam ve dükkânları yenilemiştir

    Teorik olarak bu pazarın cuma günü kurulması, çevredeki kimselerin aynı  zamanda  cuma  namazlarını  
    kılmaları da  beklenmekte  ise  de,  bilinen dönemlerde  pazar,  günümüz  düzenlemesinde  pazartesi  günü  kurulur.  
    Oysa oralardaki etkili günlemeye göre, "pazar" hafta günü adı olarak Kayı pazarının     kurulduğu      gündür. 
    Nitekim     pazarın      kurulduğu yerlerin yakınlarındaki  bir  köyün,  Çal  kazasına  bağlı  Ortaköy'ün  
    bir  insanı,  1924 doğumluMuhterem Orhan Bey, haftanın günlerini eskilerin şöyle saydığını belirtiyordu.

    Pazar               Pazartesi
    Pazartesi          Salı 
    Işıklı                 Çarşamba
    Eyne                 Perşembe 
    Cumaye           Cuma 
    Cumeyertesi    Cumartesi
    Gireyi               Pazar

    Bu şekildeki adlandırma, her şeyden önce sadece bu yöreye mahsustur.  Daha  başka  coğrafyalardaki "pazar" 
    farklıdır;  mesela  Karaağaç ovasındaki pazar, günümüz sıralamasındaki çarşamba demektir.

    Pazardan  bir  önceki  günün  adı  olan  "Dernek"  burada  görülmüyor. Buna karşılık batı yöresinde bir 
    kazamerkezi olan Güney'deki adlandırmada Salı  gününün  adı  "Kayı  Gelimi"dir.  Muhtemelen  günümüzdeki 
    "Pazar"ın adı ise"Kayı  Gidimi"  olacaktır. Hemen belirtelim ki böylesine bir adlandırmaya biz de ilk defa rastladık.

    V. Kayı Pazarı'nın Yer Değiştirmesi ve Adının da Kaybolması

                Mahalli hatıralar Kayı Pazarı'nın çok geniş bir sahada etkili olduğunu,  buraya  İstanbul’dan  
    dahi  satıcılar geldiğini  söyler  (Muhterem Orhan,  1924-).  Kayı  Pazarı,  yöredeki  eski  Selçuklu  ve  
    Osmanlı  dönemi pazarlarına göre  erken  sayılabilecek  bir  zamanda  yer  değiştirmiştir.  Kayı Pazarı  ismi,  
    1930  lu  yıllarda,  pazar,  eski  yerinde kurulmasa  da  devam etmiştir. Fakat yeri artık, Çal kazasının 
    merkezi olan Demirciköy'e taşınmıştır. Bu taşınmayı vedeğişmeyi hızlandıran bir büyük olay 1919-22 arasındaki 
    Yunanlıların Anadolu harekâtıdır.

    Yunanlılar,  İtalyanlarla  aralarında  bir  anlaşma  yapıp,  Menderes'in güneyine  geçmeyeceklerini kararlaştırmışlardır.  
    Kayı  Pazarı'nın  kurulduğu yer,  Menderes'in  kuzeyinde  Yunan  işgal  mıntıkasında  kalmakta  idi. Gerçi Türk  
    birlikleri,  bir  süre  sonra  buradaki  çıkıntıyı  ele  geçireceklerdir  ama, Yunan mıntıkasındaki bu pazara gitmek, 
    yöre insanı için hiç de hoş olmamıştır. Buna karşılık, Menderes ötesinde olduğundan Türk, daha doğrusu İtalyan sahasında 
    sayılan Çal Kaza merkezindeki pazar, bu yıllarda daha da canlanmıştır.

    1925  doğumlu  Çallı   Hasib   Beyden  öğrendiğime  göre, çocukluğundaki  Çal/Demirciköy  pazarı,  hiçbir  pazar tesisi  
    olmayan  bir alanda kuruluyordu. Dikkate değer bir özellik de Çal’daki memurlara yarım günlük  pazar,  daha doğrusu  
    alış-veriş  izni  verilmesidir.  Başka  yerlerde böylesine bir izne rastlamadığımdan Çal/Demirciköy’deki bu durumun, 
    pazarın  yaya  bir  buçuk  saatlik  mesafedeki  Kayı  Pazarı'na  gidip  orada  alış veriş etmelerini sağlamaktan bir hatıra olmalıdır. 
    Yoksa bilindiği kadarıyla çevre  köylerin  insanı  ilçe  merkezindeki  pazara  hem  idarî  işlerini görmek,hem de alışveriş etmek üzere 
    gelirler. Demek ki vaktiyle Çal ilçe merkezinde memurların böyle bir geleneği yokidi.

    Sonunda, 1922 Eylülünde Yunanlıların  bütün bu sahalardan çekildikten  sonra  da,  Kayı  Pazarı'nın  eski  yerindeki 
    pazar  sönüp  gitmiştir. Bu  pazarı  canlı  tutacak,  yakınlarında  bir  büyük  yerleşim  yeri,  köy  veya kasaba  da  
    yoktur. En  yakınlarındaki  köyler Hançalar  ve  Demirci-köy'dür. Buraları da Pazarın Çal kazası merkezi olan Demirci-köydekiyeni 
    yerinden memnundurlar. Dolayısıyla 1923 sonrasında Kayı Pazarı'ndaki eski tesisler ve yapılar  birer-ikişer harabe  olup  gitmiştir. 
    Bununla  ilgili  olarak  yöre insanları  pek  çok  rivayet  nakletmektedirler.  Mesela  pazar  yeri sahasında bulunan  Camiin  asıl  
    binası  zamanın  tahribatına  dayanamamış,  ancak  daha sağlam yapılı olan minaresiayakta kalmıştır.

    2006 yılında yöreye tekrar gittiğimizde, minare sahasının hemen yol aşırısındaki tarla sahibi, tarlalarının bulunduğu 
    yerde vaktiyle bir hanın var olduğu rivayetini nakletmiş idi. Kendisi bu hanı görmemiş, ama dedesinden duymuş imiş.

    Sonuç

    Kayı-Pazarı,  taşradaki  hafta  pazarlarının  Selçuklular devrine kadar inen, Osmanlılar  döneminde etkili bir 
    şekilde yaşayan, fakat XX.  yüzyıl  başlarında  kaybolan  bir  örneğidir.  Adı  da  bir  süre  daha  Kayı- pazarı 
    olarak yaşamışsa da 1940’lardan itibaren kaybolmuştur.

    DENİZLİ KALESİ VE KALE İÇİ

         Kaleiçi adı verilen bir iç kale olan alışveriş yeri; Denizli’nin ilk kurulduğu yer olarak tarih sahnesinde karşımıza çıkmaktadır. 
    Yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı olan Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş iklim kuşağında yer almaktadır.

    Kale içinde ilk kalıntıları şimdiki Bayramyeri girişinin 15 güneyinde ortaya çıkan, Roma Döneminden kalma düz blok taşlarla yapılmış 
    kemer yapısıdır. Bu kemer yapısı, Romalıların kalıcı bir yerleşimine mi ait yoksa su kemeri ya da su deposu gibi sadece tamir ve bakım 
    için ziyaret edilen bir yapımıdır bilemiyoruz. Her nasılsa insanlar tarafından seçilmiş bir yer olduğu şüphesizdir.

    Bölgeye atanan Karasungur Bin Abdullah isimli Selçuklu Valisi ‘’burada ahalinin toplanıp korunması için Denizli Kalesi’nin 
    muhtemelen kurucusudur. Bu kale, şimdide Kaleiçi tabir edilen yeri iç kale kabul edip bu yüksekliğin eteklerini kaplıyor, 
    şimdiki bilgilerimize göre İzmir Asfaltı yakınlarına kadar uzanıyordu. Keza şehrin doğu surlarının yıkılan Ulu cami yakınlarında 
    olduğu da görülüyor.’’(2-Baykara, Tuncer, Denizli Tarihi sa:46)

    M.S.1291 yılında İlhanlı egemenliğine Denizli Türkmenlerinin önderlik ettiği Karaman Eşref ve Menteşe Türkmenlerinin katıldığı 
    bir ayaklanma İlhanlı Hükümdarı Keyhatu tarafından şiddetle bastırılmıştır. ‘’Bu sırada Denizli’nin ilk inşasındaki dış kale,

    muhtemelen 1291 savaşında tahrip edilmişti. Bu sebeple olsa gerek Subh ül- U’şa’ya göre Denizli’nin etrafında sur bulunmamaktadır.
    ’’(3-Baykara Tuncer Denizli tarihi sa:48)

    Dış kalesi yıkılmış olan Kale içi’’yaklaşık 280 m. Uzunluğunda 160 m. Genişliğinde bir alanı kaplamaktadır. Dolayısıyla dikdörtgen 
    planlıdır.Bağlantı

    ‘’Denizli Kalesi’nin yapım tarihi olarak 1243–1250 yılları arasındaki zaman verilebilir.’’(Ataman, Hüsamettin Tarih Süzgecinde 880 yıl, sa 250)

    Denizli Kaleiçi Kalesi – Çarşısı

           Elimizde en eski belge olarak bulunan ve 1926-30’lu yıllarda bir Fransız topograf tarafından 1/200 ölçeğinde çizilen kale, 
    yaklaşık 280m uzunluğunda ve 160m genişliğindeki bir alanı kaplamaktadır. Bu plana göre; Kaleiçi Kalesi’nde güney kısım hariç, 
    dükkânların kale duvarına bitişik tek sıra halinde yapıldığı görülür. Güney tarafta; Bayramyeri Kapısı ve buna bağlı olarak yapılan 
    en yoğun alışveriş alanının bulunduğu Tuhafiyeciler Caddesi, Başbanbaşı Sokak, Hasırcılar Sokağı ve Yemişçiler Sokağı yer alır. 
    Sur dışında Merkez Efendi Sokağı ve Sarayköy Caddesi takip edildiğinde, Dörtçeşme Kapısı ve buna bağlı olarak solda Kadın Pazarı, 
    karşısında Keten Pazarı ve Bostanpazar Sokağı bulunur. Dörtçeşme Cami geçilince batı tarafta tek sıra dükkânların yer aldığı 
    Başbanbaşı Sokağı’nın devamı yer alır. Kuzey tarafta Hal Kapısı ve bu kapıdan girildiğinde kuzeydoğu yöne ilerlenirse Çilingirciler 
    Sokağı’nın yer aldığı dükkân sıraları bulunur. Doğu tarafta Demirciler Kapısı ve buna bağlı Zahire Pazarı Sokağı, güney tarafta ise 
    Çilingirciler Sokağı’nın devamı yer alır. Sur dışından Belediye Caddesi güneye doğru takip edildiğinde Küçük Kapı ve Çuhacılar 
    Meydanı’na ulaşılır. Bu planda kalenin iç kısımlarında herhangi bir yapı çizilmemiştir.

    • Kaleiçi Çarşısı (1).jpg
    • Kaleiçi Çarşısı (2).jpg
    • Kaleiçi Çarşısı (3).JPG
    • Kaleiçi Çarşısı (4).JPG


    Günümüzde Dört Çeşme tarafında, Eski Marangoz atölyelerinin bulunduğu kısımdan katlı hal-pazar binasına kadar olan 50m’lik 
    bir alanın önü açılmış ve buradaki sur duvarları açığa çıkarılmıştır . Buradaki sur duvarları yer yer 3-4m ayaktadır. Duvarlar traverten 
    taşlardan kireç harçlı örülmüş her iri taş sırasının aralarına daha küçük taşlar ve tuğla parçaları yerleştirilmiştir. Taş sıralarının 
    yüksekliği 25-30cm arasında değişmektedir. Bu duvarlarda yer yer mermer mimari bloklar ve lahit kapağı parçası gibi devşirme malzemeler 
    kullanılmıştır. Özellikle buradaki surlarda iri traverten blokların kırılarak daha küçük parçalara ayrılıp ikinci kez kullanıldığı 
    görülmektedir. Sur duvarlarında kullanılan

    travertenlerin tipi ve gözenekleri tamamen Laodikeia’daki mimari yapılarda kullanılanlara benzemektedir. Sur duvarları yer yer planda da 
    görüldüğü gibi üçgen çıkıntılı istinat ayaklarla sağlamlaştırılmıştır.

    Burada zaman zaman yapılan çalışmalarda Bizans Dönemi sırlı seramik parçaları da çıkmaktadır. Diğer taraftan Saraylar
     Mahallesi’nde Selçuklu sikkelerinin çıktığı parselde yapılan hafriyat çalışmalarında Kaleiçi’ne, Başpınar’dan su sağlayan 
    pişmiş toprak künkler ile Bizans pithos ve seramik parçaları da ele geçmiştir. Yine Kaleiçi’nde bulunan ve olasılıkla pencere 
    lentosu olabilecek kabartmalı mermer parça, buradaki Bizans yerleşimlerinin diğer mimari kalıntısıdır. Bu mermer pencere lentosunun 
    ön yüzünde yer alan bitkisel bezemelerin yaprak uçlarının kıvrımlı volüt şeklinde döndürülerek verilmesi, üç basamaklı kaide
     üzerinde yer alan ve uçları ikişerli yuvarlak gözlü sona eren görünüm M.S.10. ve 11 y.y.larda çok kullanılan bir süsleme biçimidir.
    (Prof.Dr.Celal Şimşek)